KKTC TANITIM ANA SAYFA

Kıbrıs Adası

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Tarihi

Tarih Öncesi Kıbrıs Adası

İlk Çağlarda Kıbrıs

Roma Dönemi

Bizans Dönemi

Haçlılar Dönemi (I.Richard) 

Lüzinyan Dönemi

Venedik

Osmanlı Türk Dönemi

İngiliz Dönemi

Kıbrıs Cumhuriyeti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

KKTC Şehirler Tanıtım

Lefkoşa

Gazi Mağusa

Girne

Güzelyurt

Lefke

Kültür

Doğal Yaşam

Flora

Fauna

KKTC'de Lüzumlu Telefonlar

ODTÜ KKK ANASAYFA

 

 

 

İSKELE-KARPAZ

İskele kasabasının bulunduğu Karpaz Yarımadası, Kıbrıs Adası’nın en doğusunda yer almaktadır.  Karpaz bölgesi yeraltı su kaynakları ve ulusal parkı ile dikkat çekmektedir. Bölge, yeraltı suları açısından zengindir ve bu da bölgede tütün gibi bitkilerin yetiştirilmesini sağlar. Bölgenin bir diğer önemli gelir kaynağı da balıkçılıktır. Boğaz ve Kumyalı adanın balıkçı merkezleridir. Bölgede aralarında St. Andrew Manastırı gibi birçok Bizans kilisesi bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Aziz Andrew adına yapılan manastırdır. Karpaz Yarımadası, kuşları, yabani çiçekleri ve her yerde bulunan deniz fosilleri ile Kıbrıs’ın doğal rezervi olarak adlandırılır.

İskele şehri Mesarya Ovası ile Karpaz Yarımadası’nın kesiştiği noktada, Mağusa-Karpaz anayolunun 18. kilometresinde yer alan ve aynı zamanda “Boğaz” olarak da adlandırılan bir sahil kasabasıdır. Kasaba’nın asıl isimi Trikoma’dır. 1974’de Türk Ordusu’nun Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında Larnaka’nın İskele köyünden göç etmek zorunda kalan Kıbrıslı Türkler buraya yerleştirildiği için Yeni İskele adını almıştır. İskele orada bulunan turistik tesis, balıkçı lokantaları ve “Haravdi” sahili ile turistlerin ilgi odağıdır. Bafra, Mehmetçik, Dipkarpaz ve Yenierenköy gibi köylerin olduğu İskele bölgesi aynı zamanda Kıbrıs’ın simgesi olan yabani Karpaz eşeklerinin bulunduğu yerdir. Bafra ve Altın Kumsal gibi el değmemiş plajların yer aldığı İskele aynı zamanda doğal bitki örtüsü ve tarihi eserleriyle de Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’nin en ilgi çeken yerlerinden biridir. Özellikle incecik altın sarısı kumdan oluşan ve kilometrelerce uzun Altın Kumsal, Caretta Caretta Kaplumbağalarının her yıl yumurtlamak için geldiği ender yerlerden biridir ve korunma altındadır.

İskele’ye ulaşım Gazi Mağusa’dan karayolu ile yapılmaktadır ve mesafe 20 km’dir. İskele-Lefkoşa arası 62 km’dir.

 

İskele-Karpaz’da Görülmesi Gereken Önemli Yerler:

 

Agios Philon Kilisesi: Bir zamanlar Finikelilerin de yaşadığı Karpaz bölgesinde yer alan Agios Philon Kilisesi, Karpaz halkını 4.yüzyılda Hıristiyan yapan azizin adına yapılmış bir kilisedir. Agios Philon Kilisesi, aslında Helenistik ve Roma dönemlerinden kalan yıkıntıların üzerine inşa edilmiştir. Eski yapı üç yarımdaire şeklinde ve sütunlarla çevrili bir bahçeden oluşmaktaymış. Arap korsanlarınca yıkılan yapının üzerine 12.yüzyılda  kubbeli bir Bizans kilisesi inşa edilmiştir. Bu yapının tabanında renkli taşlardan mozaikler bulunmakta ve bir sarnıç ve vaftiz odası da yer almaktadır.

 

 

 

 

 

Agios Philon'da bulunan Bizans yapısı

 

 

 

 

Aphendrika: Kuruluşu MÖ 2.yüzyıl başlarına giden bir şehir olan Aphendrika, Antik Kıbrıs’ın altı önemli kentinden biridir. Aphendrika kentinin yakınlarında Haghios Georgios, Panaghia Chrysiotissa ve Panaghia Asomatos kiliseleri bulunmaktadır.

 

Apostolos Andreas (Havari Andreas) Manastırı: Kıbrıs Adası’nın en doğusunda kurulan manastır, yüzlerce yıl Ortodoksların haç yolu üzerindeki önemli bir durak noktası olarak hizmet vermiştir. Manastırın ilk halinden bugüne kalan tek şey 15.yüzyıl şapeli(küçük kilise)’dir. Manastır günümüzde kullanılan bir ibadet yeridir ve gerek Hıristiyanlar ve gerekse de Müslümanlar tarafından kutsal sayılmaktadır.

 

Kantara Kalesi: Kale, Beşparmak Dağlar bölgesinde yer alan üç ortaçağ kalesinden biri olup denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bulunan yalçın bir kayalık üzerine önce bir gözetleme kulesi olarak 10.yüzyılda Bizanslılar döneminde inşa edilmiştir. Gazi Mağusa kentine 40 kilometre uzaklıkta yer alan Kantara Kalesi, Haçlılar zamanında 'Aslan Yürekli Richard' tarafından kuşatılmış ve ancak 40 gün bu kuşatmaya dayanabilmiştir. Kıbrıs Kralı I. James zamanında kalenin mimarisinde değişiklik yapılmış ve bu haliyle günümüze kadar ulaşmıştır. 1525’de Venediklilerin Kıbrıs’ı ele geçirmesinden sonra kale gözden düşmüş ve kullanılmamıştır. Tarihte yaşadığı bir sürü kuşatma ve savaşa rağmen güçlü duvarları ve ayakta kalan yapısı ile olağanüstü bir görünüş arz eder. Kaleden görüş nefes kesicidir ve tepesinden açık havada yapılacak gözlem ile Gazi Mağusa’yı, batıda yer alan kıyı şeridi ve dağları ve bazen Türkiye kıyılarını da görmek mümkündür.

 

 

Panaya Kanakaria (Panaghia Kanakaria) Kilisesi: Kilisenin tarihine ilişkin kaynaklarda detaylı bilgi yer almamaktadır. Ancak Meryem Ana’nın kucağında oturan Hz. İsa’yı ve onların etrafındaki beş melek ve havarileri gösteren “Madonna col Bambino et Ognissanti” olarak adlandırılan mozaikleri, iç duvarları süsleyen eski Bizans sanatına ait örnekleriyle bu kilise, erken Bizans Dönemi’ne tarihlenmektedir. Panaya Kanakaria Kilisesi’nin bugünkü yapısı, erken Bizans döneminden 14.yüzyıla kadar yıkılıp yeniden çok kubbeli olarak inşa edilen son halidir.