Seneler (29.01.2026)
ODTÜ'ye öğrenci olarak 1992 yılında girmiştim. 34 sene olmuş. Öğretim üyesi olarak da 2003 yılında çalışmaya başlamıştım. 23 sene olmuş. Neredeyse çeyrek asır. Öğrenciyken yaptığım kısa yaz stajlarını saymazsak buradan başka bir yerde çalışmadım.
Hiç mühendislik yapmadım hayatımda. Zaten kendime mühendis demem. Akademisyenim ben. Böbürlenme gibi anlamayın. Tam aksine. Eğitimini aldığım mühendisliğin gerçek hayatta nasıl yapıldığını bilmeyi isterdim, ama bilmiyorum ne yazık ki. Ama mühendis
yetiştiriyorum, nasıl oluyor anlamasam da. İşin orası benim için de bir muamma. Büyük ihtimalle yetiştirdiğimi sanıyorum, öğrencilerim de yetiştirildiklerini. İdare ediyoruz bir şekilde.
Bunca senedir her ay sekreterlikten birkaç sayfalık kağıt getirir bina görevlisi imzalamam için. Ek ders ödemeleri ile ilgili bir şey. Bölümdeki tüm hocaların isimleri ve karşılarında anlamadığım rakamlar olan kağıtlar. O rakamların ne anlama geldiğini
hiç öğrenemdim. Merak ettim, sordum da etrafa, ama gene de tam biliyorum diyemem. İsmimin karşısını izalarım, alır götürür görevli. Anladığım bir şey var ki, o kağıtlarda hocaların isimleri en kıdemliden en yeniye göre dizilir, yani kabaca yaşlıdan
gence doğru. İlk göreve başladığım yıllarda ismim en son sayfada olurdu. Kolayca bulurdum. Epey bir süre de öyle kaldı. Sonra bölüme yeni meslektaşlarım alınmaya başladıkça yavaş yavaş öndeki sayfalara kaymaya başladı ismim ve bulması zorlaştı. Son
senelerde ise iş tam tersine döndü. Artık ilk sayfada yer alıyor ismim, ve gene bulması çok kolay.
O kağıtlarda ilk sayfaya ulaşmak demek yavaş yavaş yolun sonuna gelindiğinin bir göstergesi olsa gerek. İlk sayfanın en tepesine ulaşınca emekliliği beklenen ilk kişi oluyorsun. Benim de oraya çok kalmamış gibi. Gerçi emekliliği hak ettim mi yasal olarak
onu dahi bilmiyorum ben. E-devletten bakılıyormuş galiba, ama hiç anlamam o işlerden. Bizim akademik camiada 67 yaşına kadar çalışabiliyorsun istersen, sonra yaş haddinden emekli oluyorsun. Benim gördüğüm büyük çoğunluk bu yaş haddine kadar çalışıyor.
Hatta emekli olduktan sonra da ders vermeye devam eden pek çok hoca var bölümde. Ama bana "yaş haddinden emekli olma" fikri bir garip geliyor. Bir nevi "Yeter artık, bi çek git" dedirtmek gibi. Tadında mı bırakmak gerek acaba? Ben 52 yaşındayım, yani
daha 15 sene var 67'ye, eğer yaşayacak ömrümüz varsa. Hiç az değil 15 sene. Şimdiye kadar çalıştığımın üçte ikisi gibi. O kadar çalışabileceğimi, kendimde o çalışma isteğini bulabileceğimi sanmıyorum. Büyük konuşmayalım, bakalım seneler ne gösterecek.
Bir yıl bitip yenisi başlayınca beni heyecanlandıran az sayıdaki şeyden birisi ODTÜ'nün bastırıp verdiği masa takvimi olur. Akıllı telefon kullanmayan biri olarak, işlerimi organize edebilmem için olmazsa olmazdır o takvimler. Toplantıları, jürileri,
sınav günlerini, işlerin yetişmesi gereken son günleri hep o takvime yazarım. Yeni yıl başlayınca eskisini çekmeceme kaldırırım. En eskisi 2006 yılına ait. Bilmiyorum öncesinde takvim vermiyor muydu ODTÜ, yoksa ben mi kaybettim onları, ama şu anda çekmecemde
2006-2025 yılları arasındaki tüm takvimler mevcut. Bölümde yer aldığım her türlü akademik aktivite o takvimlerde yazıyor. Biraz önce 2006 yılına ait olanı açtım. En eski öğrencilerimin isimleri var. Tez toplantıları yapmışız. Hiç bitirilememiş ve bir dergiye
gönderilememiş makaleleri bitirmekle ilgili uyarılar, bugün de aynı şekilde devam eden sıkıcı bölüm kurulu toplantısı hatırlatmaları.
Eşim ODTÜ'de çalışmaya başlayınca ona da aynı takvimden vermeye başladılar. Ama o iş yerinde benim gibi kullanmadığından eve getiriyor. Mutfak masasının hemen yanında duruyor. Benim akademik işlerimi ofisimdeki takvime yazdığım gibi, aile işlerini de oraya yazıyoruz.
Mesela eşimin akşam işi varsa ve yemeğe gelemeyecekse oraya yazıyor birkaç gün öncesinden. Yurt dışına iş seyahatine veya memlekte ailesini ziyarete gidecekse haftalar öncesinden oraya yazıyor. Kızlar sınav dönemine girdiklerinde sınavlarını oraya
yazıyorlar herkes duysun bilsin, ayağını denk alsın diye.
Her sene olduğu gibi 2025 biterken de heyecanlandık ailece, bu yılın takvimi ne renk olacak, içinde nasıl fotoğraflar olacak diye. Her haftaya ait sayfanın sağ alt köşesinde ODTÜ'ye ait bir fotoğraf oluyor. ODTÜ kampüsünde çekilmiş çiçek, böcek, ağaç, kedi, köpek fotoğrafı gibi
bir şey. Ama ne yazık ki bu sene, onca senedir tüm mensuplarına dağıttığı takvimi değiştirmeye karar vermiş ODTÜ. Bu sene verdiği takvim masada dik duranlardan, her haftayı değil her ayı görebildigin sayfaları var, üzerine bir not yazmak mümkün değil. Yani pek
bir işe yaramaz. Çok üzüldük ailece. 2025 takvimi bizi 2026 Ocak sonuna kadar getirebildi, çünkü her senenin takviminin sonunda bir sonraki senenin Ocak ayına ait sayfalar da eklenmiş oluyor, geçiş kolay olsun diye. Ama artık Ocak ayı da bitiyor ve ben ofiste
ve ailem evde Şubat planlamızı yapamıyoruz. Neden ODTÜ, neden değiştirdin takvim tasarımını?
Eşim "Merak etmeyin, ben bulurum benzerini bir kırtasiyeden, satılıyordur öyle takvimler" dedi, ama bugüne kadar bir gelişme olmadı. Ben de eski takvimlerin benzerini 2026 için kendim yaptım Excel'de. Daha bastırmadım, tam neye benzeyecek bilmiyorum. Umarım işimi görür.
ODTÜ takvim tasarımını değiştirdi diye ben de 20 senelik huyumu değiştirmek istemiyorum.
Kararmış İnsanlar Ülkesi (18.01.2026)
Geçen Cuma günü, her Cuma olduğu gibi, anneme uğradım alışverişine yardım etmek için. Karne günüydü, okullar ara tatile girdiler. Afyon'dan kardeşim gelecekmiş çocuklarla ziyaretine. Markete gittik evin eksiklerini alalım diye. Eve en yakın marketlerden
birinde manzara şu idi.
Çok şaşırtıcı bir şey değil aslında ilk bakışta. Alışığız bu tip şeylere. Ama yazının yazılma şekli ve detayları çok koydu bana bu sefer. Fotoğraf net çıkmamış, market çalışanının A4 kağıdına eliyle yazıp paket bandıyla muz tezgahının altına iliştirdiği
notta diyor ki; "DIŞI KARARMIŞ YERLİ MUZ. CEPTE ŞOK UYGULAMASI İLE %25 İNDİRİMLİ".
Acı bir manzara. Ne düşündü acaba market çalışanı bunu yazarken? Ona da bir tuhaf geldi mi bu not? Onun da içi bir cız etti mi? Farklı bir şey yazmak ya da hiçbir şey yazmamak istedi mi? Utandı mı yazarken? Ya da aylardır, yıllardır benzerlerini yaza yaza
artık hissiyatını kaybetti mi bu trajedi karşısında? "Dışı kararmış" ifadesini özellikle mi ekledi? Yani dışı kötü ama içi iyi aslında mı demek istedi, almayı düşünenleri rahatlatmak mıydı niyeti? Sabah erken saatte tüm şubelerdeki çalışanlara bir mesaj mı
gitti ana merkezden "Kararmış muzlarda bugünkü indirim %25 olacak" diye? %25'e nasıl karar verdiler acaba? %30 veya çok abartıp %50 olsun diyen oldu mu aralarında, ya da oylama mı yaptılar? Kararma derecesi de bildirildi mi mesajda? Ne derece kararan bir
muzun indirimi hak ettiğini tartıştılar mı aralarında? "Dışı kararmış" yazabilmek için kaç tanesinin açıp içine baktı acaba market çalışanları? Bir yaşlı teyze gelse mesela, muzdan alacak olsa, ama cepte şok uygulaması olmasa ne olur diye düşündüler mi?
Dışı kararmış indirimli muzlardan almak isteyen bir müşterinin cepte şok uygulaması yoksa ne yapacaklarını aralarında konuştular mı acaba dükkanı açmadan önce? Böyle bir durumda müşteriye nasıl "Maalesef" diyeceklerini düşündüler mi? Ya da bir müşteri
gelip de "Yarın gelsem biraz daha karardıklarında daha da düşer mi muzun fiyatı?" diye sordu mu acaba hiç?
Niye kararttınız lan edepsizler o muzların dışını? Niye sattırmadınız geçen hafta 3 kuruş ucuza? Çok mu muhtaçsınız o 3 kasa muzdan gelecek paraya? Koydur mağazanın dışına, ihtiyacı olan alsın diye bir not astır üstüne. Alan alsın, ne olur yani? Onu da
yapma aslında, rencide etme insanları. Poşetlet güzelce yenebilecek olanları, gelen müşterilerden uygun gördüklerine ikram etsin elemanların sessizce. Ya da daha iyi, daha uygun, nazik bir yolunu düşündürt, buldur çalışanlarına. Ne yap et, ama o notu
oraya astırma lan edepsiz. Yıllardır esnaflık yapıyorsun güya, hiç mi yol yordam bilmiyor musun, hiç mi halden anlamazsın lan kafasız?
Muzun dışı, memleketimin insanının içi kararmış. Kararmış insanlar ülkesi burası. Kiminin içi varlıktan, kiminin yokluktan kararmış. Devlet baba sınır kapılarındaki memurlara bir mesaj atsın, el yazıları ile bir not yazıp "Welcome" tabelalarının altına paket
bandıyla asmalarını istesin; "KARARMIŞ İNSANLAR ÜLKESİNE HOŞ GELDİNİZ. BİLMİYORUZ HEP Mİ BÖYLEYDİK, SONRADAN MI OLDUK, AMA ARTIK KARARDIK. DIŞIMIZ SİZİ ALDATMASIN, İÇİMİZ KARA BİZİM".
2026 Titles
Seneler
Kararmış İnsanlar Ülkesi
Older Posts
2025 (7 posts)
2024 (4 posts)
2023 (4 posts)
2022 (15 posts)
2021 (19 posts)
2020 (19 posts)
2019 (13 posts)
2018 (16 posts)
2017 (14 posts)
2016 (15 posts)
2015 (14 posts)
2014 (17 posts)
2013 (33 posts)
2012 (11 posts)
2011 (18 posts)
2010 (25 posts)
2009 (29 posts)
2008 (13 posts)