DH 27 000 Dizel-Hidrolik Lokomotifi
(Krauss-Maffei)

Dizel Motoru: 2 x 1350 BG Maybach V12
Azami Hız (1000 mm çaplı tekerleklerle): 100 km/sa
Güç Akratımı: Voith L6 30rU Hidrolik
Tampondan tampona uzunluk: 19 670 mm
Buhar Şofaj Sistemi: Hagenuk OK 4625

1961-62 yıllarında 3 adet alınmıştır.
Bu sayfa demiryolu sevdalısı makinist Arkadaşım Tuncay Yurağül Ustaya ithaf edilmiştir...


DH 27 000 Prensip Resmi


DH 27 003'ün Almanya'da fabrika çıkışında çekilmiş bir fotoğrafı (1963)


Kırmızı beyaz renkleriye DH 27 000'in Demiryol dergisinde yayımlanmış bir fotoğrafı (Demiryollar Sayı 519).

DH 27 001'in Ankara garında 1982 yılında çekilmiş renkli bir fotoğrafı...


DH 27 001 Ankara Marşandiz Garında (1983)

Sayın İhsan Alap'ın bu lokomotiflerle ilgili anıları:

Toros ekspresi 60'lı yılların prestijli trenlerinden biriydi. Bir ara Konya üzerinden Adanaya çalıştı sonra tekrar Ankara üzerinden çalışmaya başladı. Adı Meram Ekspresi oldu Konya'dan giderken. Haftanın üç günü karşılıklı çalışırdı. Salı ve perşembe günleri buradan kalkan trenlerde birkaç vagon Bağdat ve Halep'e giderdi. Pazar günleri Gaziantep'e kadar giderdi. Benim teyzem Adana'da öğretmen o yıllarda, senede birkaç kez giderdik Adana'ya. Sömestir ve yaz başı veya yaz sonu. DH 27000 ler ile bu seyahatlarda tanıştım. Rahmetli babam bu lokomotiflerin Anadolu Ekspresinde de çalıştığını anlatırdı, ben hatırlamıyorum. Anadolu Ekspresinde DE 20 000 lik dizelleri hatırlıyorum, turuncu yeşil orjinal renkleriyle sonradan boyandı. Bütün trenler buharlı makinalarla çıkardı İstanbul'dan. Toros da bunlardan biriydi. Genellikle 56 000'lik lokomotifler çekerdi, Bilecik'te mutlaka ranfor dayanırdı. Ankara'ya 30 dakika tehirle girersek sevinirdik pek geç kalmadık diye.
 
Ankara'ya girerken Anıtkabir çok net görünürdü, trende herkes o taraftaki koridorlara veya camlara üşüşürdü seyretmek için. Saat 22:30'da Ankara'dan kalkışı vardı Toros'un. Asıl önemli olan yeni lokomotifti benim için. 27000'lik lokolar o hatta çalıştırılıyorlardı. Onun bağlandığını gördüğümde çok hoşlanırdım nedense tren kalkana kadar gidip lokoyu seyrederdim. Asıl fark tren kalktıktan sonra anlaşılırdı. Yenişehir rampasınını hissetmezdik bile çok güçlü bir çekişi vardı. Motor sesi çok değişik ve sessizdi. Mamak'a kadar değişik düdüğünü nerdeyse aralıksız çalardı makinistler. Kış mevsimi ise katarın ısınması bile değişirdi, kemiklerimiz ısınırdı tabiri caizse. Gece camdan lokoyu seyrederdim virajlarda, çok güçlü projektörü yolu gündüz gibi aydınlatırdı. Sabah 06 sularında güneş Erciyes dağının arkasından doğarken lokoyu izlemeye devam ederdim. Makinanın yaylanması, sağa sola salınımı bile çok farklıydı Amerikan arabaları gibi. Boğazköprü'den çıktıktan sonra düz ovada süratini iyice artırırdı tozu dumana katardı. Bor'dan sonra Kardeşgediği İstasyonuna kadar olan rampayı banamısın demeden çıkardı. ULUKIŞLADAN sonra rampa aşağı loko dinlenmeye geçerdi adeta hiç motor sesi duymadan YENİCEYE varırdık. Oradan sonra yine süratlanarak gara kadar aralıksız düdük çala rak seferini tamamlardı. Tehir varsa onuda büyük ölçüde kapatmış olurdu. Ben indiğim andan itibaren dönüşte aynı makinalardan denk gelecekmi diye düşünmeye başlardım.
 
Tatilin son günlerinde Adana Garına gidip dönüşte 27000 lik loko denk gelecekmi diyerek hesaplar yapmaya, sorup soruşturmaya başlardım. Genelde denk gelirdi. Adana'dan kalktıktan sonra yine çok keyiflenirdim. Ulukışla'ya kadar hiç ranfor aldığını görmedim. Bor'a kadar virajlarda keyifle lokoyu seyrederdim. Yolun bitmesini istemezdim. Ankaraya sabah vardığımızda o makinanın katardan ayrılışını seyretmek hüzün verirdi bana. Yine 56000 lık bir loko bağlanırdı katarın başına. Senelerce bu yolculuklar sürdü, DH 27000'lik lokolar son zamanlarda çok seyrek denk gelir oldu. Yanlış hatırlamıyorsam 1974-75 lerden sonra ortadan kalktı. Sorduğumda yandığını söylediler son makinanın. Yetkili o şahıs şu sözleride söyledi: "Bizler bu makinalara bakamadık, sahip olamadık yazık ettik" dedi. Çok üzüldüm bu sözlere tabi.

Ana Sayfaya...